ANA SAYFA  |  HABERLER  |  ETKİNLİKLER  |  TASARIMCILAR  |  EĞİTİM KURUMLARI  |  LİNKLER  |  MAKALELER  |  İLETİŞİM





MAKALELER 


TASARIMLARIN HUKUKI KORUMASI 

Sayin Av. Dr. Cahit SULUK'a bu tasariyi ilk olarak bizimle paylastigi için tesekkür ederiz.
ÖNEMLI NOT:Bu çalisma Av. Dr. Cahit SULUK tarafindan yapilarak, özel olarak Taki Tasarimcilari Portalinda yayinlanmak üzere gönderilmistir. Adres göstererek dahi olsa, baska hiçbir yerde sayin Av. Dr. Cahit SULUK'un izni ve onayi olmadan yayinlanamaz.

Av. Dr. Cahit SULUK

cahitsuluk@yahoo.com



TASARIMLARIN HUKUKI KORUMASI


* Bu çalismada su kisaltmalar kullanilmistir: AB: Avrupa Birligi; Batider: Banka ve Ticaret Hukuku Arastirma Dergisi; Bkz: Bakiniz; C: Cilt; EndTasKHK: 554 Sayili Endüstriyel Tasarimlarin Korunmasi Hakkinda KHK; FSEK: 5846 Sayili Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu; m: Madde; MarKHK: 556 Sayili Markalarin Korunmasi Hakkinda KHK; OHIM: Office for Harmonisation in the Internal Market – Trademarks and Designs; s: Sayfa; S: Sayi; TK: Ticaret Kanunu; YKD: Yargitay Kararlari Dergisi.

** Yazarin yayimlanmis diger makalelerine fulltext ulasim için bkz. www.fikrimulkiyet.com



I. GIRIS

20. yüzyilin ortalarindan itibaren teknoloji trafiginin uluslararasi boyut kazanmasi, dünya ticaretinin giderek artmasi, ticaret hukukunun uluslararasi nitelik kazanmasina neden olmustur. Bu süreç, 1980’lerden sonra uluslararasi ticaretin büyümesine paralel olarak hem hukukun hem de sanayinin ulusallik niteligini kaybetmesine yol açmistir. Bu konuda ortak bir ticaret düzeni kurmayi amaçlayan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Kurulus Anlasmasi büyük öneme sahiptir. Dünya ticaretini küresel ölçekte düzenleme gayreti, fikri mülkiyet haklarini da kapsamakta ve buna büyük önem verilmektedir. Çünkü fikri mülkiyet haklarinin uluslararasi nitelik tasimasi, sinir tanimaz özellikleri, bunlari ihlale açik hale getirmektedir. DTÖ Kurulus Anlasmasinin eki olarak kabul edilen Ticaretle Baglantili Fikri Mülkiyet Haklari Anlasmasina (TRIPS) verilen önem de bu düsünceyi dogrulamaktadir. Bugün fikri mülkiyet haklari, dünya çapinda hizli bir gelisme kaydederek modern ekonomilerin temel unsurlarindan biri haline gelmistir. Bu nedenle fikri mülkiyet haklari Dünya Fikri Mülkiyet Teskilati (WIPO) tarafindan ticaretin motor yagina benzetilmektedir.

Fikri mülkiyet (intellectual property) iki ana kategoriye ayrilir: i) Ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanat ve sinema olmak üzere dört ana kategoriden tesekkül eden fikir ve sanat eserleri, toplumda yaygin adiyla telif haklari (copyrights). ii) Patent, marka ve tasarim gibi sinaî mülkiyet haklari (industrial property rights). Fikir ve sanat eserleri, patentler, faydali modeller, tasarimlar, markalar, cografi isaretler, yeni bitki çesitleri, entegre devre topografyalari, biyoteknoloji, gen teknolojisi, bilgisayar programlari, veri tabanlari ve hatta ticari sirlar üst kavram olan fikri mülkiyet semsiyesi altindadir. Kavram giderek genisleme egilimindedir. Örnegin, son zamanlarda uluslararasi arenada folklor, biyoçesitlilik, geleneksel bilgi ve hatta nanoteknoloji bu baglamda yogun bir sekilde tartisilmaktadir. Bu konularda ulusal ve uluslararasi düzeyde yeni kurallar benimseniyor. Ayrica fikri mülkiyetin, rekabet ve haksiz rekabet gibi alanlarla da siki iliskisi bulunuyor.

Fikri mülkiyet haklari, hukukun diger alanlarindan farkli, kendine özgü (sui generis) niteliklere sahiptir. Örnegin, cisimlestigi esyadan farkli olma, ülkesel olarak korunma ve süreyle sinirli olma bunlardan sadece birkaçidir. Fikri mülkiyetin kendine has özellikleri dikkate alinmaksizin klasik hukuk bilgisiyle, bu alana iliskin problemlere çözüm üretilemez. Gerçekten, ev, araba, masa ve sandalye gibi maddi mülkiyete konu haklar ile fikri mülkiyet haklarinin birbirinden önemli farklari bulunmaktadir.

Tasarima gelecek olursak, fikri mülkiyet alaninda tasarimlarin yeri nedir? Tasarimlar, deyim yerindeyse bu alanin tam ortasinda kavsak noktada durmaktadir. Çevremizde öyle tasarimlar vardir ki bunlar, iç içe geçmis halkalar gibi hem patent hem de telif yasalarinin koruma kapsamina girebilmektedir. Bu nedenle de tasarimlar, genellikle birden çok mevzuatin korumasi altindadir. Fikri mülkiyet hukukunda buna çoklu (kümülâtif) koruma ilkesi denir.

Dünya geneline bakildiginda son zamanlara kadar tasarimlarin korunmasina yeterli önem verilmemistir. Bunun nedeni, tasarimlarin telif, patent, marka ve haksiz rekabet yasalari çerçevesinde korunmasi ve böylece kendine has (sui generis) bir korumaya ihtiyaç duyulmamasidir. Fakat tasarimlarin ekonomide artan önemi karsisinda sui generis bir korumaya ihtiyaç duyulmustur. Nitekim 1988’de Ingiliz, 1993’de Güney Afrika, 1997’de Japonya ve Hong Kong ve daha birçok ülke hukuklarinda önemli degisiklikler yapilmistir. AB Hukukunda konuya iliskin 1998 tarihli Yönerge ve 2001 tarihli Tüzük kabul edilerek bugün sayilari yirmi besi bulan üye ülkede tasarimlarin nasil korunacagi meselesi büyük ölçüde çözüme kavusturulmustur. Hatta bugün AB’nin marka ve tasarim ofisi olan OHIM’e basvuruda bulunarak alinan bir belgenin (Topluluk Tasarim Belgesi) yirmi bes ülkede korunmasi talep edilebilmektedir . ( Topluluk Tasarimi hakkinda bilgi için bkz. Cahit SULUK: Avrupa Toplulugu Hukukunda Tasarimlarin Korunmasi – Topluluk Tasarimi, Seçkin Yayinlari, Ankara 2002; http://oami.europa.eu/) Bu korumadan Türk vatandaslarinin da yararlanmasi mümkündür.

Bu konuda Türkiye, Gümrük Birligi sürecinde fikri mülkiyet mevzuatinda AB ile uyumlastirma çalismalari yapmis ve yapmaya da devam etmektedir. Bu baglamda, hukukumuzda daha önce kural olarak fikir ve sanat eserleri (telif yasasi) ve haksiz rekabet mevzuatina göre korunan tasarimlara, ilk kez 1995 tarih ve 554 sayili Endüstriyel Tasarimlarin Korunmasi Hakkinda Kanun Hükmünde Kararname (EndTasKHK) ile düzenlenerek sui generis koruma getirilmistir. Anilan KHK’da sadece tescilli tasarimlar düzenlenmis, tescilsiz tasarimlarin genel hükümlere tabi oldugu açikça belirtilmistir (EndTasKHK m. 1). Bu Kararname, 1993 tarihli AB Hukukundaki tasarimlarin korunmasi hakkinda Yönerge ve Tüzük Taslaklarindan faydalanilarak hazirlanmistir. Henüz olgunlasmamis taslaklardaki düzenlemenin iç hukukumuzda KHK olarak aktarilmis olmasinin isabeti tartismaya açiktir. Bugünlerde anilan KHK’nin kanunlasmasi için çalismalar yürütülmektedir. Bu baglamda EndTasKHK’da bazi önemli degisiklikler de planlanmaktadir.

Yukarida sözü edilen kümülâtif koruma ilkesi geregi tasarimlar birden çok mevzuatin korumasi altindadir. Sadece tasarim mevzuatindan söz etmek resmin tamamini tarif etmeye yetmeyecektir. Bu nedenle çalismamizda önce tasarim mevzuati, sonra da tasarimlarin diger mevzuatlarla hangi sartlarda korundugu meselesi incelenecektir.


II. TASARIMLARIN 554 SAYILI EndTasKHK HÜKÜMLERINE GÖRE KORUNMASI

A. TASARIM KAVRAMI

Hukuki bakimdan tasarim, bir ürünün tamaminin ya da bir parçasinin çizgi, sekil, renk, biçim, doku, malzemenin esnekligi ve süslemesi gibi insan duyulari ile algilanabilen çesitli unsur ve özelliklerinin olusturdugu görünümüdür (EndTasKHK m. 3). Diger bir deyisle tasarim, bir ürün ya da ürün parçasinin görünümüdür.

Bu tanimin, tasarimcilarin tanimindan çok daha sig ve yetersiz bir tanim oldugu açiktir. Bunun nedeni tasarimlarin, tasarim mevzuati yaninda patent, faydali model ve telif gibi diger mevzuat çerçevesinde de korunabilmesidir (kümülâtif – çoklu koruma ilkesi). Örnegin, bir otomobilin görünümü (appearance) tasarim mevzuatiyla korunur. Eger bu tasarim, otomobilin aerodinamik yapisina katkida bulundugu için yakit tasarrufu saglarsa patent yasasiyla da korunur. Böylece yasa koyucu, tasarimcilari ayni zamanda bir bulusçu olarak kabul etmektedir.

Tescilli tasarim korumasi, sahibine inhisari bir hak (tekel hakki) sagladigindan dolayi, tasarimin uygulandigi ürünü, tasarim sahibinin izni olmadan baskasi üretemez, piyasaya sunamaz, satamaz, sözlesme yapmak için teklifte bulunamaz, ithal edemez, ticari amaçla kullanamaz ve bu amaçlarla elde bulunduramaz (EndTasKHK m.17) . (Hukukumuzda tescilsiz tasarimlar, genel hükümlere göre korunur (EndTasKHK m.1/II). Tescilsiz tasarimlar sahibine münhasir haklar vermez. Bunlar, fikir ve sanat eserlerinde oldugu gibi, kopyalamaya karsi koruma görür. O nedenle hak sahibi, tecavüz fiili ile korunan tasarim arasindaki uygun illiyet bagini ispat etmesi gerekir. Baska bir deyisle, sonraki tasarimin önceki tasarima tecavüz edilerek, yani taklit edilerek yapildiginin ispati gerekir. Oysa tescilli tasarim sahibinin, sadece tecavüz eyleminin gerçeklestigini ispatlamasi yeterlidir. Yani sonraki tasarimin, tescilli tasarimin aynisi oldugu (ya da küçük farkliliklardan dolayi ayni sayildigi) ispat edilecektir. Tescilsiz tasarima tecavüz edenin kusuru aranirken, tescilli tasarima tecavüzde kusur aranmaz. Fazla bilgi için bkz. Cahit SULUK: Tasarim Hukuku, Seçkin Yayinlari, Ankara 2003, s.649 vd.) Bundan dolayi tasarim korumasi, diger fikri mülkiyet haklarinda oldugu gibi belirli bir süre rekabeti engelleyici bir etkiye sahiptir. Ancak kanun koyucular, daha kaliteli ve özgün ürün gelistirmeyi tesvik gayesiyle, bir süre rekabetin bertaraf edilmesini kabullenmislerdir.


B. EndTasKHK’YA GÖRE TASARIMIN UNSURLARI

1. Ürün ve/veya Ürün Parçasi

Tasarim düsüncesi, kural olarak üründen bagimsiz olarak hukuki korumadan yararlanamaz. Tasarimin koruma görmesi için bir üründe tecessüm etmesi gerekir. Tasarimi, üründen bagimsiz olarak ele alan görüs günümüzde terk edilmistir. Kararnameye göre de korunacak bir tasarimin, ürün veya ürün parçasina uygulanmasi ya da ortada tasarlanmis bir ürün olmasi gerekir.

Kararnamenin 3/b hükmünde ürün olarak sunlar sayilmistir; a) Nesneler, b) Bilesik sistem veya bu sistemin parçalari (bilesik ürün ve parçalari), c) Setler, d) Takimlar, e) Ambalajlar, f) Birden çok nesne veya sunusun bir arada algilanabilen bilesimleri, g) Grafik semboller ve h) Tipografik karakterler.

Dikkat edilirse grafik sembol ve tipografik karakterlerin bizatihi kendisi ürün kabul edilmistir. Bu nedenle bir grafik tasarimi, herhangi bir ürüne uygulanmaksizin da korumadan yararlanacaktir.

Kararnamede bilgisayar programlari ile yari iletkenlerin topografyalarini (çipler) ürün olarak kabul edilmemistir.


2. Insan Duyulari ile Algilanabilen Görünüm

Yukarida da belirtildigi üzere hukuki bakimdan tasarim, ürün ve ürün parçasinin görünümüyle ilgili bir kavramdir. Bu durum, tasarimin sadece görülerek algilanabilecegi izlenimi vermektedir. Oysa tasarimin özellikleri, görme duyusu yaninda dokunma duyusuyla da algilanabilir. AB Yönergesi ve EndTasKHK’da tasarim tanimlanirken esneklik ve malzemenin cinsi de sayilmistir. Yönergenin anilan hükmüne iliskin Açiklayici Yorumda (Explanatory Memorandum) ise, malzemenin cinsi ve esnekligi yaninda, agirliginin da tasarimin unsurlarini olusturabilecegi belirtilmistir. Gerçekten Bazi hallerde tasarima bakildigi halde fark edilemeyen özellikler, dokunma duyusuyla algilanabilir. Bu düzenlemenin günümüz ihtiyaçlarina uygun oldugunu söylemek gerekir. Sözgelimi boyun kireçlenmesinde kullanilacak boyunlugun boyna ve çeneye uygunlugunun biçimi, plastigin amaca uygun oranda esnekligi veya katiligi bu duruma örnek olarak verilebilir . ( Örnek Ünal TEKINALP: Fikri Mülkiyet Hukuku, 6. Basi, Arikan, Istanbul 2006, s. 17’den alinmistir.) Benzer sekilde bir kumas kendisine bakan kiside gözle göremedigi halde durusu ve yapisi hakkinda yeni ve özgün fikirler uyandirabilir.

Özetle, tasarim mevzuatina göre tasarim, esas itibariyle ürün veya ürün parçasinin görünümüdür. Ancak öyle istisnai durumlar olabilir ki, tasarimi algilamada görme duyusu yaninda dokunma gibi insanin diger duyu organlari da bir islev görebilir. Yasa koyucunun bu sekilde ele aldigi tasarim kavrami, tasarimcilarin sözünü ettigi kavramdan çok daha dar ve sigdir. Bunun temel nedeni tasarimlarin, patent yasasi gibi baskaca mevzuat hükümleriyle de korunuyor olmasidir.


B. KORUMA SARTLARI

Tescilli bir tasarimin, hukuken korumadan yararlanabilmesi için bazi özelliklere sahip olmasi gerekir. Topluluk (AB) ve Türk Hukukunda bir tasarimin hukuken korunmasi için, yeni ve ayirt edici nitelige sahip olmasi gerekli ve yeterlidir. Anilan özellikleri tasiyan tescilli tasarimlar, beser yillik sürelerle yenilenmek kaydiyla maksimum yirmi bes yil korunur. Bu hukuk düzenlerinde korunacak tasarimlarin estetik özellikte olmasi aranmaz.

EndTasKHK’ya göre koruma görecek bir tasarimda bulunmasi gereken özellikler (olumlu sartlar) söyle siralanabilir: a) Yenilik, b) Ayirt Edici Nitelik. Korunacak bir tasarimda bulunmamasi gereken özellikler (olumsuz koruma sartlari) ise sunlardir: a) Kamu Düzenine Aykirilik, b) Genel Ahlaka Aykirilik ve c) Teknik Fonksiyonun tasarimi sekillendirmesi.

Özel amaçla sinirli kalan ve ticari amaç tasimayan kullanim, deneme amaçli fiiller, kaynak göstermek kaydiyla egitim veya referans amaçli kullanim gibi fikri mülkiyet haklarina getirilen klasik sinirlamalarin, tasarimlar için de kabul edildigini burada belirtmek gerekir (EndTasKHK m. 21-24). Yani sayilan amaçlar için tescilli tasarimin bir baskasi tarafindan kullanilmasi tasarim sahibinin hakkini ihlal etmez.


1. Olumlu Sartlar

a) Yenilik

Kararnameye göre, bir tasarimin aynisi, basvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanin herhangi bir yerinde kamuya sunulmamis ise o tasarim yeni sayilir. Sadece küçük ayrintilarda farklilik gösteren tasarimlar ayni kabul edilir (EndTasKHK m.6). Küçük ayrintilardaki farklilik kavrami açiklanirken cevaplanmasi gereken soru, tasarimci ortaya yeni bir tasarim mi çikarmis, yoksa daha önceki bir tasarimin herhangi bir versiyonunu mu sunmustur? Tasarima bazi özellikleri nedeniyle yeni sifati verilir. O nedenle yeniligin, tasarimi benzerlerinden ayiracak ölçüde olmasi gerekli ve yeterlidir. Bilinen özellikleri, yine bilinen bir temele uygulamakla ortaya çikan tasarim yeni degildir. Ancak bilinen özelliklerden yola çikarak yeni çözüm ve yorumlarla, yeni bir tasarim gelistirilebilir. Tüm bu açiklamalardan yola çikarak tasarimlar bakimindan yeniligi, önceden hiç bilinmeyen ya da bilinen bir çözümün yeniden degisik yorumlarla ve yaklasimlarla tasarlanmasi seklinde tanimlamak da mümkündür.

Yenilik, zamana ve mekâna göre degiskenlik arz eder. Bu düsünceden hareketle kanun koyucu yeniligin belirlenmesinde, tasarim tescili için basvuru tarihinin (varsa rüçhan -öncelik tarihinin) esas alinacagini hükme baglamistir (EndTasKHK m.6). Yine hukukumuzda tasarimlar bakimindan dünya çapinda yenilik (mutlak yenilik) aranmistir. Bu nedenle daha önce dünyanin herhangi bir yerinde bilinen, kamuya sunulan bir tasarim artik Türkiye’de yeni kabul edilmez. Böyle bir tasarima her nasilsa tescil belgesi alinmissa, belgenin hükümsüzlügü (iptali) mahkemeden istenebilecektir. Nitekim bugün mahkemeler bu tür davalarla dolup tasmaktadir.


b) Ayirt Edici Nitelik

aa) Kavram

Ayirt edici nitelik kavrami bir seye özgü nitelikleri belirtmek için kullanilir. Bir tasarimin bilgilenmis kullanici üzerinde biraktigi genel izlenim ile diger bir tasarimin böyle bir kullanicida biraktigi genel izlenim arasinda, belirgin bir faklilik varsa o tasarim ayirt edici nitelige sahiptir (EndTasKHK m. 7/I).

Burada hemen ifade etmek gerekir ki, ayirt edici nitelik incelemesi, bir kalite testi olmayip, farklilik testidir. O nedenle bir tasarimin sanat ya da teknolojik bakimdan digerlerine göre daha düsük düzeyde olmasi, onun ayirt edici niteligini etkilemez.

Ayirt edici nitelik (individual character), marka hukukundaki ayirt edici nitelik (distinctive character) kavramindan esinlenilerek tasarim hukukuna aktarilmistir. Markadaki ayirt edici nitelik, ürün ve hizmetlerin hangi kaynaktan (firmadan) geldigini anlatir. Tasarimdaki ayirt edici nitelik daha ziyade özgünlük olarak anlasilmaktadir.


bb) Ayirt Edici Niteligi Belirlerken Kullanilacak Kriterler

aaa) Genel Izlenimde Belirgin Farklilik: Bir tasarimin ayirt edici nitelikte olmasi için, bu tasarimin bilgilenmis kullanici üzerinde yarattigi genel izlenim ile diger bir tasarimin, böyle bir kullanicida biraktigi genel izlenim arasinda belirgin bir farklilik arz etmesi gerekir (EndTasKHK m. 7/I). Bu ilke AB Hukukundan oldugu gibi hukukumuza alinmistir. Ancak mehaz hukuk daha sonra bu ilkeyi terk etmistir. AB Hukukundaki mevcut düzenlemeye göre, bir tasarimin ayirt edici nitelige sahip oldugundan söz edebilmek için genel izlenimde farklilik göstermesi yeterli olup, farkliligin belirgin olmasi aranmaz.

bbb) Bilgilenmis Kullanici Gözü: Genel izlenimdeki belirgin farklilik degerlendirmesi bilgilenmis kullanici gözüyle yapilacaktir. Bilgili kullanici kriteri ayirt edici nitelik degerlendirmesinde temel bir kavramdir.

Bilgilenmis kullanici, kural olarak ürün hakkinda bilgisi olmayan bir tüketici degildir. O alanda bir uzman kisi de degildir. Bu kavram, kirilgan bir yapiya sahip olup, somut olaya göre farkli anlamlara gelebilir. Bu baglamda bilgilenmis kullanici, söz konusu ürünün tasarimina bagli olarak, son kullanici olabilecegi gibi, tamirci ve motorcu gibi kisiler de olabilir. Ancak bilgilenmis kullanici, ne dikkatsiz bir kullanicidir; ne de tasarim uzmani düzeyinde bir bilgiye sahiptir . ( Bkz. Tüzük Tasarisinin 6. maddesinin Açiklayici Yorumu - Explanatory Memorandum; Christine FELLNER: Industrial Design Law, Sweet & Maxwell, London 1995, s.284)) Bilgilenmis kullanici, siradan bir kullanicinin gözden kaçirabilecegi tasarimin önemli özelliklerini fark eder. Ama bir tasarimci kadar da bilgi birikimine sahip olmadigi için ayrintilarla ilgilenmez. Uzman bir kimse yapacagi incelemede sanat, kültür ve tasarimin fonksiyonu gibi birçok unsuru göz önünde bulundurur. Sözgelimi, onarimda kullanilan bir parçanin bilgilenmis kullanicisi, o parçayi monte eden tamircidir. Buna karsilik, ev aletlerinde bilgilenmis kullanici, söz konusu ürünü kullanan ve bu ürün hakkinda deneyimi olan ev hanimidir. Kisacasi bilgilenmis bir kullanici, tasarimin uygulandigi ürün hakkinda belli bir bilgi birikimi olan kimsedir. Bu birikim, uzman olan kimsenin bilgi birikimi kadar degildir. Bilgilenmis kullanici, ne ayrintilarda bogulur ne de önemli olan özellikleri ve ayrintilari kaçirir. Gerçekten, bir ya da birkaç ayrinti tasarimda can alici noktayi teskil edebilir. Bilgilenmis kullanici, siradan bir kullanicinin aksine, önemli olan bu ayrintilarin farkinda olan kimsedir . ( Daha fazla bilgi için bkz. Cahit SULUK: “Tasarim Hukukunda ‘Bilgilenmis Kullanici’ ve Uygulamada Bazi Sorunlar”, Bilgi Toplumunda Hukuk - Ünal Tekinalp’e Armagan, C. II, Beta Yayinlari, Istanbul, 2003, s. 390-391.) Sonuç olarak denebilir ki, bilgilenmis kullanici ne dikkatsiz bir kullanicidir, ne de uzmandir. Bilgilenmis kullanici, dikkatli ve deneyimli bir kullanicidir.

ccc) Farkliliklardan Çok Ortak Özelliklere Agirlik Verilmesi: Ayirt edici nitelik arastirmasi yapilirken farkliliklara bakilmakla birlikte agirlik, kiyaslanan tasarimlarin ortak özelliklerine verilecektir. Bu ilke marka hukukundan ödünç alinmistir.

Ilkenin kabulü, tasarimlarin koruma sartlarini agirlastirmaktadir. Çünkü uygulamada ortak özelliklere agirlik verileceginden dolayi karsilastirilan tasarimlarin farkliliklari dikkatten kaçabilecektir. AB Hukukunda bu durum dikkate alinarak, daha önce var olan bu kriter terk edilmistir. Bu ilke bakimindan mevcut düzenleme ele alindiginda, Türk Hukukunda tasarim korumasinin, AB Hukukundan daha agir sartlara tabi tutuldugu görülmektedir. Yani AB’de tescil edilebilen bir tasarim, yenilik ve/veya ayirt edici nitelik özelligi tasimadigi gerekçesiyle Türkiye’de tescil edilemeyebilecektir. Diger bir deyisle, bugün ülkemizde korunacak bir tasarimda aranan özgünlük çitasi AB’den daha yüksektir.

ddd) Tasarimcinin Tasarimi Gelistirmede Seçenek Özgürlügü: Bir ürünün teknik fonksiyonunu yerine getirebilmesi için ancak belirli bir sekilde tasarlanmasi zorunluysa, bu ürünün tasarimi hiç koruma görmez (EndTasKHK m. 10). Böyle bir tasarim korunursa, bir baskasi o ürünü üretemeyecek, bu nedenle de o ürün üzerinde tasarim sahibi tekel imkânina kavusacaktir. Oysa tasarim mevzuati, ürün üzerinde degil; ürünün tasarimi için monopol saglama amacindadir. O nedenle bu ilke, Kararnamenin 10. maddesinde kabul edilen; “...tasarimciya, tasarima iliskin özellik ve unsurlarda hiçbir seçenek özgürlügü birakmayan tasarimlar...” koruma görmez ilkesiyle tamamlanmistir. Çünkü tasarim, ürünün görünümünü korur; kendisini degil.

Tasarimin özgün olup olmadigi, eger özgünse bu özgünlügün derecesi tespit edilir. Bir tasarim, tasarimi yapmada tasarimciya ne kadar fazla seçenek sunuyorsa o kadar koruma kapsami genisler (EndTasKHK m. 11). Bu durumu bir örümcek agina benzetebiliriz. Örümcek agi ne kadar genisse sinegin aga takilma ihtimali o oranda artar. Benzer sekilde bir tasarim ne kadar fazla seçenek sunuyorsa, koruma kapsami o kadar genis olup, rakiplerin bu tasarima tecavüz etme ihtimali o oranda artar.

eee) Tasarimin Uygulandigi Ürün ya da Alan: Tasarimin uygulandigi ürünün çesidi veya sinifi, kural olarak tasarimin koruma kapsamini belirlemede etkili degildir. O nedenle tasarimin sahibi, kural olarak tasarimi istedigi ürünlere uygulamakta serbesttir. Bununla birlikte yenilik, ayirt edici nitelik ve tecavüzün belirlenmesinde tasarimin uygulandigi ürün veya alan dikkate alinmalidir. Örnegin, bir oyuncak tasarimi, terlige uygulandiginda yeni bir tasarim ortaya çikabilir. Ya da bir market arabasindan yola çikilarak bir sandalye yapilabilir. Bu durum daha ziyade üç boyutlu tasarimlarda geçerlidir. Iki boyutlu tasarimlarda tasarim, farkli alana uygulansa da sonuç degismez. Sözgelimi, bir vazo üzerindeki süslemenin hali ya da bir kumasa uygulanmasi ile yeni bir tasarimin varligindan söz edilemez. Buna karsilik, bir market arabasinda ufak degisiklikler yapilarak sandalye yapilinca somut olaya bagli olarak yeni bir tasarimdan söz edilebilir.

fff) Basvuruda Yapilan Açiklamalar: Mahkemeler basvuruda yapilan açiklamalarin da mahkemelerce dikkate alinmasi gerektigi görüsündedir.


c) Yenilik ve Ayirt Edici Niteligi Etkilemeyen Açiklamalar

“Kamuya sunma; sergileme, satis gibi yollarla piyasaya sürme, kullanma, tarif, yayim, tanitim veya benzer amaçli faaliyetleri kapsar. Üçüncü sahislara yapilan ve açikça veya zimnen gizlilik niteligi tasidigi anlasilan açiklamalar kamuya sunmanin kapsami disindadir” (EndTasKHK m. 6/II). Bu fikrada sayilan kamuya sunma halleri sinirli sayida olmayip, benzer fiiller de kamuya sunma sayilir. Örnegin, bir kitap veya dergide yapilan açiklamalar veya bir konferans ya da toplantida tasarim hakkinda bilgi verilmesi halinde de kamuya sunma gerçeklesmistir.

Iki halde kamuya sunulan tasarimin yeniligi ve ayirt edici niteligi etkilenmez (EndTasKHK m.8): a) Tasarim sahibi veya halefleri ya da bunlarin izniyle üçüncü bir kisi tarafindan tasarimin, tescili için yapilan basvuru (varsa rüçhan) tarihinden önceki on iki ay (grace period) içinde kamuya sunulmasi. b) Tasarim sahibi veya halefiyle olan iliskiyi suistimal eden üçüncü kisilerce kamuya sunulmasi. Bu sekilde kamuya sunulan tasarimin, yeniligi ve ayirt edici niteligi etkilenmeyecektir.

Üçüncü kisilere yapilan gizli açiklamalar kamuya sunma sayilmaz (EndTasKHK m.6/II). Ve fakat bu kisilerin emanete ihanet ederek bu bilgileri kamuoyuna açiklamasi durumunda tasarim sahibinin, bu sunumdan itibaren on iki ay içinde tasarim tescil basvurusunda bulunmasi gerekir.

Demek ki, Topluluk ve Türk Hukukunda kamuya sunulan tasarimlarin, on iki ay sonra yenilik özelligini yitirecegi kabul edilmistir. Diger bir deyisle, bir tasarim kamuya sunulur sunulmaz yenilik vasfini yitirmez. Böylece tasarim sahipleri on iki ay boyunca tasarimlarinin pazarda basari sansini test edebilecektir. Bununla birlikte bu esnada bir baskasi ilgili tasarimi kendi adina tescil ettirme tehlikesi mevcuttur. Bu durumda gerçek tasarim sahibinin, o tasarimin kendisine ait oldugunu mahkeme önünde ispat etmesi gerekecektir. En saglikli yöntem, kamuya sunmadan önce tasarimi tescil ettirmektir.


2. Olumsuz Sartlar

a) Kamu Düzenine ve Genel Ahlaka Aykirilik

Kamu düzeni, yer ve zamana göre degiskenlik arz eden bir kavramdir. Bir toplumda meydana gelen degisim, kamu düzeni kavraminin kapsaminin genislemesine veya daralmasina neden olabilir. Ayrica bir ülkede kamu düzenine aykiri bir durum, baska bir ülkede kamu düzenine uygun kabul edilebilir. Çünkü deger yargilari toplumdan topluma farkli oldugu gibi, ayni toplumda da zamanla degisiklik göstermektedir. O nedenle kamu düzeninin bir tanimini yapmak oldukça güçtür. Nitekim hukukumuzda bu kavrami tanimlayan herhangi bir hüküm mevcut degildir.

Kamu düzenine iliskin açiklamalar, genel ahlak kavrami bakimindan da geçerlidir. Bu nedenle hem kamu düzeni hem de genel ahlaka aykirilik halleri somut olayda hakim tarafindan belirlenecektir. Hâkim bu belirlemeyi yaparken kendi sübjektif degerlendirmeleri yerine, toplumun ortalama deger yargilarini esas alacaktir.


b) Teknik Fonksiyonun Tasarimi Sekillendirmesi

Tasarimcilar, ürünleri tasarlarken sadece estetik kaygilarla hareket etmezler. Estetik nedenlerin yaninda, ürünün kullanisli olmasi (ergonomi), maliyetinin düsürülmesi ve fonksiyonellik de tasarimcilari ilgilendiren konular arasindadir. Bununla birlikte tasarim hukuku, ürünlerin görünümünü korumakta, ürünlerin isleviyle ilgili hususlar ise, patent ve faydali model mevzuatinin ilgi alanina girmektedir. Önemle vurgulamak gerekir ki, buradaki istisna anlatilirken söylemek istedigimiz husus; fonksiyonel tasarimin sonraki tasarimciya seçenek birakmamasi halidir. Demek ki, AB ve Türk Hukukunda, alternatif sunmak kaydiyla fonksiyonel tasarimlar da korunur. Diger bir deyisle, estetik olmayan ancak daha sonraki tasarimcilara ayni ürünü baska sekilde tasarlama seçenegi sunan tasarimlar koruma görür. Bu düzenleme, ihtiyaçlara uygundur. Örnegin, otomobil, ütü, masa, sandalye ve hali gibi akla gelen birçok ürün degisik sekillerde tasarlanabilecegi için bunlarin özgün tasarimlari da hukuken korunur. Ancak “teknik fonksiyonunun gerçeklestirilmesinde, tasarimciya, tasarima iliskin özellik ve unsurlarda hiçbir seçenek özgürlügü birakmayan tasarimlar koruma kapsami disindadir” (EndTasKHK m.10/II). Ayrica “tasarlanan veya tasarimin uygulandigi ürünü, baska bir ürüne mekanik olarak monte edebilmek veya baglayabilmek için ancak zorunlu biçim ve boyutlarda üretilebilen tasarimlar...” da koruma görmez (EndTasKHK m.10/II). Bununla birlikte yeni ve ayirt edici nitelikte olmak kaydiyla “... farkli veya es birimlerden olusan modüler bir sistemde bu birimlerin birbirleriyle, sonlu veya sonsuz, çesitli biçimlerde baglanti kurmasini saglayan tasarimlar...” korunur (EndTasKHK m.10/III). Bu düzenleme oldugu gibi AB Hukukundan alinmistir.

Bu kriter uygulamada büyük önem tasimaktadir. Zira açilan davalarda bir savunma araci olarak en çok basvurulan kriter budur. Kriterin uygulanmasinda önemli olan hususlar sunlardir: i) Bir tasarimin korunmasi için o tasarimin estetik nitelikte olup olmadiginin bir önemi yoktur; önemli olan, o tasarimin daha önceki tasarimlardan farkli olup olmadigidir. ii) Fonksiyonel tasarimlar da korunur. iii) Ancak ürünün islevini yerine getirebilmesi için zorunlu olan tasarim özellikleri korumanin disindadir.


III. TASARIMLARIN 5846 SAYILI FIKIR VE SANAT ESERLERI KANUNUNA (FSEK) GÖRE KORUNMASI


Topluluk ve Türk Hukukunda tasarimlarin kümülâtif olarak korunacagi açikça düzenlenmistir (EndTasKHK m. 1; FSEK m. 4). Hal böyleyken bir tasarim hangi mevzuatin koruma sartlarini tasiyorsa o mevzuatin korumasindan yararlanir. Bu yararlanma diger mevzuatlarin korumasini bertaraf etmez.

Telif yasamiza (FSEK) göre, bir çalismanin eser olarak korunabilmesi için sahibinin hususiyetini tasimasi ve yasada belirtilen eser türlerinden birine girmesi gerekir.

FSEK’in 4. maddesinde estetik nitelik tasiyan desenler, gravürler, tezhipler, heykeller, kabartmalar, oymalar, mimarlik eserleri, küçük sanat eserleri, minyatürler, tekstil tasarimlari, moda tasarimlari, grafik eserlerin telif korumasindan yararlanacagi hükme baglanmistir. Bu sayimdan da anlasilacagi üzere bazi tasarimlar ayni zamanda telif yasasi kapsaminda da korunabilecektir. Ancak bunun için söz konusu çalisma bir güzel sanat eseri olmali, yani estetik degeri bulunmalidir. Ayni maddenin son fikrasinda; “krokiler, resimler, maketler, tasarimlar ve benzeri eserlerin endüstriyel model ve resim (endüstriyel tasarim) olarak kullanilmasi, düsünce ve sanat eserleri olmak sifatlarini etkilemez” seklinde bir düzenlemeye daha yer verilmistir. Bu hüküm de bazi tasarimlarin ayrica telif yasasi kapsaminda da korunabilecegini açikça hükme baglamistir.

Tasarimlarin, tasarim mevzuati ile telif korumasindan ayri ayri yararlanabilmesinin önemi büyüktür. Çünkü tasarim mevzuati korumasindan yararlanabilmek için mutlak o tasarimi Türk Patent Enstitüsünde (TPE) tescil yaptirmak gerekir . ( Bu kural en azindan bugün için böyledir. Ancak önümüzdeki günlerde yasalasmasi beklenen Tasarim Kanun Taslaginda tescilsiz tasarimlarin, kamuya sunmadan itibaren üç yil süreyle korunacagi hükme baglanmistir.) Buna karsilik telif korumasi için herhangi bir tescil ya da beyana ihtiyaç yoktur. Önemli olan ilgili tasarimin sahibi oldugunu ispatlamaktir. Yine süreler çok farklidir. Tescilli bir tasarim maksimum 25 yil korunurken, telif korumasi yasam boyu + 70 yildir. Ayrica telif korumasi bakimindan devredilemez ve vazgeçilemez nitelikte manevi haklara yer verilmesi diger bir temel farktir.


IV. TASARIMLARIN MARKA MEVZUATINA (MarKHK) GÖRE KORUNMASI


Marka, bir tesebbüsün mal ve hizmetlerini baska tesebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayirt eden isarettir. Yasal tanimin iki unsuru bulunmaktadir: Isaret ve bu isaretin ayirt edici nitelik tasimasi.

Günümüzde tasarimlarin marka olarak tescil edilebilecegi genel olarak kabul edilmektedir. Sözgelimi, MarKHK’nin mehazini teskil eden Topluluk Marka Tüzügünün 4. maddesinde iki ve üç boyutlu tasarimlarin, marka hukuku anlaminda ayirt edici nitelikte (distinctive character) olmak kaydiyla marka olarak korunacagi düzenlenmistir. MarKHK’nin 5. maddesinde de benzer düzenlemeye gidildigi görülmektedir.

MarKHK m.5/I’e göre; “Marka, bir tesebbüsün mal veya hizmetlerini diger tesebbüsün mal veya hizmetlerinden ayirt etmeyi saglamasi kosuluyla, kisi adlari dahil, özellikle sözcükler, sekiller, harfler, sayilar mallarin biçimi veya ambalajlari gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baski yoluyla yayinlanabilir ve çogaltilabilen her türlü isaretleri içerir”.

MarKHK m.5/I salt olarak ele alindiginda, ürün biçimi ya da ambalaj biçimi de, kaynagi göstermesi kosulu ile marka olarak tescil edilebilecektir. Marka olarak kullanilan isaret, sadece sekli ifade etmekle kalmaz, ayni zamanda grafik, tasarim, kisi adlari, sözcük, harf, logo, sayi, ambalajin biçimi, malin biçimi, melodi, renk ve koku gibi ayirt edici niteligi bulunan isaretler marka olarak kullanilabilir. Maddede geçen sekil kelimesi mehaz hukukta tasarim (design) olarak ifade edilmistir. Sekil bir nesnenin dis çizgileri bakimindan niteligi veya distan görünüsüdür. Burada sekil kavramindan kastedilen tasarimlardir. Yine ambalajlarin biçimi ve mallarin biçimi ifadelerine, üç boyutlu ürün tasarimi girer. Ayrica logo ve grafik tasarimlari da sartlari varsa hem marka hem de tasarim korumasindan faydalanabilecektir.

MarKHK m.5/II’de ise; “marka, mal veya ambalaji ile birlikte tescil ettirilebilir. Bu durumda mal veya ambalajin tescili marka sahibine mal veya ambalaj için inhisari bir hak saglamaz” hükmüne yer verilmistir. MarKHKY m.4/g’de ise sekil söyle tanimlanmistir: “Iki boyutlu sekiller veya marka niteligi tasiyan malin kendisini göstermeyen fakat malin ambalaji olarak kullanilma niteligi tasiyan ve Kanun Hükmünde Kararnamenin diger hükümlerine uygun üç boyutlu sekiller…”. Dikkat edilirse bu düzenlemede MarKHK’dan farkli olarak malin sekli, sekil tanimindan hariç tutularak malin seklinin marka olamayacagi düzenlenmistir. MarKHK’dan ayrilan bu düzenlemenin isabeti tartismaya açiktir.

Kanun koyucu, mal veya ambalajin biçiminin, yani üç boyutlu tasarimin da tek basina marka olabilecegini hükme baglayarak, bu durumda bu tasarimin tek basina marka olarak tescilinin yapilmasini sart kosmustur. Eger hak sahibi malin veya ambalajin biçimini (tasarimini), bir isim, harf ya da logo gibi baska bir isaretle birlikte marka olarak tescil ettirirse, bu kez marka korumasinin, sadece söz konusu isim, harf ya da logoya münhasir oldugunu; üç boyutlu tasarimin marka korumasindan yararlanamayacagini hükme baglamistir.

Konuya iliskin Yargitay kararlari muhteliftir. Kararlardan birinde su ifadelere yer verilmistir ( 11.HD, 12.11.1999, E.1999/6866, K.1999/9075 (YKD, C. 26, S.5/2000, s. 716-717).)

“… Ünlü bir yabanci sigara mamulünün ambalajinda kullanilan bu seklin (özel rengi ile birlikte) marka olarak 556 sayil KHK.’nin 5. maddesinde öngörülen bir baska tesebbüsün mal veya hizmetlerinden ayirt etmeyi saglayan niteliginin bulundugunun kabulü gerekir. …”

Yargitay, baska bir kararinda su ifadelere yer vermektedir ( 11. HD, 27.6.2000, E.2000/4387, K.2000/6071 (Batider, C. XX, S.4/2000, s. 250-251;).)

“... 556 sayili KHK’nin 5’inci maddesi çerçevesinde, davacinin Derley markasinin tescil belgesinde, taklide esas olan taban sekli ve deseni de tescil edilmis olmakla bu sekil ve desen de hukuken korunmaya deger bir marka isareti kazanmis oldugu gözetilerek, davali eyleminin markaya tecavüz ve TTK’nun 57/5. maddesi anlaminda haksiz rekabet olusturdugunun hüküm altina alinmasi gerekirken, yazili gerekçelerle davanin reddi isabetli görülmemis, kararin bozulmasi icap etmistir”.

Yargitay diger bir kararinda ise su sonuca varmistir ( 11. HD, 3.11.1998, E.1998/3291, K.1998/7394 (Kutlu OYTAÇ: Marka Hukuku, 2. Basi, Nobel Kitabevi, Istanbul 2002, s. 451-452).)

“Davaci marka tescilini masa ve sandalye resimleri ile birlikte yaptirmis ise de, marka tescil belgelerindeki esya resim ve çizimlerinin bu haliyle, davaciya Marka Hukuku’na göre bir koruma saglamasinin mümkün görülmemesi ve markalarin da farkli olmasi karsisinda reddine …”.

Üç boyutlu marka sorunu Avrupa’da da tartisilmaktadir. Örnegin, Avrupa Toplulugu Mahkemesi Phillips’in üç biçakli tiras makinesinin basini marka olarak tescil ettirmesi üzerine, mahkeme bu talebi geri çevirmistir. Buna gerekçe olarak da, tasarimlardaki teknik fonksiyonun tasarimi sekillendirmesine benzer bir hükmü markada da olmasidir. Buna göre, eger isaret (somut olayda üç boyutlu makinenin sekli) ürünün dogal yapisindan kaynaklaniyorsa, böyle bir isaret marka olarak tescil edilemez. Yine anilan mahkeme, ürün tasarimlarini genellikle marka hukuku anlaminda ayirt edici nitelik tasimadigi düsüncesiyle bunlarin seklinin marka olarak tescil taleplerini genellikle geri çevirmektedir.

Üç boyutlu tasarimlarin marka olarak tescilinin yerindeligi ayri bir tartisma konusudur. Her seyden önce, marka korumasinin süresiz oldugu nazara alindiginda, marka ve tasarim korumasinin nitelik (inhisari yetkiler vermesi itibariyle) ve kapsam olarak benzer olmasi nedeniyle, ürün tasarimlarinin marka korumasindan yararlanamamasi gerekir. Zira tasarimlar, esas itibariyle patentler gibi teknolojik ürün olup sanayiinin ihtiyaci dogrultusunda özel bir düzenlemeye tabi tutulmustur. Gerçekten ürünlerin biçimi ile genellikle sinaî bir sonuç elde edilmektedir. Tasarim korumasi, özgün bir sekli kamuya sunan kisinin ödüllendirilmesi amaciyla kabul edilmistir. Teknolojik ürünlerde, kisinin kamuya sundugu ürünün, kamuya bir menfaat sagladigi açiktir. Ayrica koruma süresi dolduktan sonra, kamunun bu ürünü esas alarak teknolojinin gelismesine katki saglamasi kamusal bir menfaattir. Ancak markanin taklidinde teknolojinin gelisimine iliskin kamusal bir katki/fayda görülmediginden, ürün tasarimlarinin marka mevzuati ile korunmasi amaca uygun düsmemekte; sistemi zaafa ugratmaktadir. Yani, getirilen süre sinirlamasi, tasarim sahibinin bireysel çikari ile kamu yarari arasindaki dengeyi saglamaya yöneliktir. Bu hususa TRIPS m.7’de de isaret edilmistir. Bu dengeyi tamamen bertaraf edecek sekilde süresiz korumayi saglayan marka mevzuati ile de tasarimlara koruma saglanmasi kabul edilebilir bir husus degildir. Nitekim EndTasKHK m.1’deki; “bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amaci, ... rekabet ortaminin olusturulmasini ve sanayinin gelismesini saglamaktir” ifadesi burada savunulan görüsü destekler niteliktedir. Ancak tipografik karakter, grafik tasarimi ve grafik sembol gibi iki boyutlu tasarimlar bu degerlendirmenin disindadir.


V. TASARIMLARIN HAKSIZ REKABET HÜKÜMLERINE GÖRE KORUNMASI


A. TESCILLI TASARIMLARIN HAKSIZ REKABET HÜKÜMLERINE GÖRE KORUNMASI

Hak sahibi dilerse sui generis koruma modeline (EndTasKHK) dilerse haksiz rekabet hükümlerine dayanabilir. Diger bir deyisle, haksiz rekabet hükümleri tasarim hukuku yaninda, ikinci derecede degil, gereginde ve sartlari varsa dogrudan ve birinci derecede uygulanir. Zira fikir ve sanat eserleri hukukunun, marka hukukunun, endüstriyel tasarim ve patent hukukunun konusu, sirasiyla eser, marka, tasarim ve patent üzerindeki haklar ile bunlarin sahiplerinin korunmasi iken, haksiz rekabet hukukunun konusu, dürüstlük ilkesine aykiri ticaret yöntem ve uygulamalarina karsi emek ilkesi uyarinca, isletmesel çabayi, birikimi ve yatirimi kapsayan emegin korunmasidir. Yani korumanin dayandigi ilkeler farklidir. Gerçekten bu iki koruma modelinin nitelik farkindan dolayi bunlarin kümülâsyonu da dogaldir. Bununla birlikte bu kurala belirli sinirlar koymak gerekir. Aksi halde süreye bagli olan bir hak süresiz olarak korunacaktir ki, böyle bir sonuç fikri mülkiyet haklarinin süreye bagli olma özelligiyle bagdasmaz.

Bilindigi gibi kanun koyucular fikri mülkiyet hakki sahibine kural olarak münhasir yetkiler vererek bir süre bu kisiyi rekabete karsi korur. Bunun nedeni, söz konusu kisinin Ar-Ge yatirimlarinin geri dönüsümünü saglamak ve bu kisiyi bulus ve yeniliklere tesvik baglaminda ödüllendirmektir. Deyim yerindeyse fikri mülkiyet haklarinin korunmasi, zorunluluktan kaynaklanmaktadir. Asil olan rekabetin saglanmasidir. Kanun koyucular bu tutumlariyla bir süre, söz konusu fikri hakkin uygulandigi ürün grubunda pazardaki rekabeti sinirladiginin farkindadir. Bunun göze alinmasinin altinda yatan neden ise, yenilik ve buluslari destekleyerek ve tesvik ederek ülke ekonomisini uzun vadede dünya rekabetine açabilmektir. Bundan dolayi koruma süresi sona eren bir tasarimin sahibi, haksiz rekabet hükümlerine dayanamaz. Çünkü tasarim hukukunun temel ilkesi, korumanin süreli olmasi, süre bitince tasarimin toplumun serbest kullanimina birakilmasidir. Koruma süresinin sona ermesine ragmen haksiz rekabet kurallarina müracaat etmek bu temel ilkeye açik bir aykirilik olusturur.

Bir tasarimin kullaniminin, haksiz rekabet olarak nitelenebilmesi için, baskasinin is mahsulünü taklidin yaninda, kamuoyunu yaniltici veya aldatici eylem ile rekabetin kötüye kullanilmasi da gerekir (TK m.57/5). Nitekim EndTasKHK m. 22’ye göre, görsel zorunluluk arz eden parça tasarimlarinin, kamuya sunulduklarindan itibaren 3 yil geçtikten sonra üçüncü kisilerin, kamuyu yaniltmamak kaydiyla serbestçe kullanabilecekleri hükmü bu düsünceyi destekler niteliktedir. Bu halde haksiz rekabetin varligini ileri sürmek, süreye bagli degildir. Gerçekten üçüncü kisiler süresi dolan bir tasarimi sahiplenmeleri veya baska bir sekilde bu tasarimin kaynagi konusunda toplumu yaniltici eylemleri, haksiz rekabet teskil eder.


B. TESCILI HIÇ YAPILMAMIS TASARIMLARIN HAKSIZ REKABET HÜKÜMLERINE GÖRE KORUNMASI

Hukukumuzda tescilsiz tasarimlarin korunmasi genel hükümler çerçevesinde gerçeklesecektir (EndTasKHK m.1). Genel hükümler arasinda haksiz rekabete iliskin hükümler de vardir.
Tescilsiz tasarimlarin koruma sartlari, tescilliye göre daha düsük düzeydedir. Yukarida da belirtildigi üzere tescilli bir tasarimin korunmasi için yeni ve ayirt edici nitelikte olmasi gerekir. Oysa EndTasKHK m.1 geregi, genel hükümlere tabi olan tescilsiz tasarimlarin koruma sartlari da genel hükümlere göre belirlenecektir. Bu konuda Içtihat Hukukundaki 1995 öncesi uygulama dikkate alinmalidir. Yargitay’a göre, yeni ve özgün tasarimlar korunur. Yargitay bazi kararlarinda dünyada yenilik ararken bazi kararlarinda Türkiye’de yeniligi yeterli görmektedir ( Bu konuda bilgi için bkz. SULUK, Tasarim Hukuku, s. 654 vd.)

Oysa Hukukumuzda tescilli tasarimlar bakimindan mutlak yenilik ilkesi kabul edilmistir (EndTasKHK m. 6). Yargitay’in çok sayidaki karari burada dile getirilen kayginin dogru oldugunu göstermektedir. Söyle ki, Yargitay’a göre, yeni olmadigi gerekçesiyle iptal edilen bir tasarim, haksiz rekabet hükümlerine göre korunmalidir . ( Yargitay’in bu konudaki kararlari ve elestirisi için bkz. SULUK, Tasarim Hukuku, s. 654vd.) Bu yaklasim fikri mülkiyetin temel ilkeleriyle ve korumanin amaciyla tamamiyla çelismektedir.

Burada yapilan açiklamalar göstermektedir ki, bu konuda özel bir düzenlemeye ihtiyaç vardir. Aksi halde yapilacak hatali uygulamalar, tescilli korumayi zayiflatabilecektir. Ya da süreye bagli bir hak süresiz korunarak, korumanin temel amaciyla bagdasmayan sonuçlarla karsilasilabilecektir. Tescilsiz korumanin amaci, daha ziyade tekstil ve moda gibi kisa ömürlü sektördeki asirmayi önlemektir. Bu amaç da dikkate alinarak olasi bir düzenlemede tescilsiz tasarimlarin koruma süresi, AB Hukukundaki gibi 3 yil olarak kabul edilebilir. Nitekim bugünlerde tartisilmakta olan Tasarim Kanun Taslaginda bu yönde bir düzenlemeye yer verilmistir.


VI. SONUÇ

Günümüz ekonomisinde giderek önemi artan tasarimlarin patent, marka ve telif mevzuatinin gölgesinden kurtularak, sui generis bir koruma görmesi önemli bir asamayi ifade etmektedir. Bu düsünceden hareketle bazi ülkeler, tasarim mevzuatlarinda son zamanlarda kayda deger degisiklikler yapmislardir.

AB Hukukundan iktibas edilen EndTasKHK esas olarak çagdas bir düzenlemedir. Burada bazi aksayan yönlerin de bulundugunu belirtmek gerekir. Sözgelimi, EndTasKHK’nin AB Hukukunda olgunlasmamis taslaklardan alinmasi uygun olmamistir. Benzer sekilde tescilsiz tasarimlara iliskin özel bir düzenleme yerine, genel hükümlere atif yapilmasi dogru olmamistir. Nitekim bugün yürürlüge giren AB Tasarim mevzuati ile EndTasKHK’nin bazi hükümleri farkli hükümler içermektedir. Yakin bir gelecekte yürürlüge girmesi beklenen Tasarim Kanun Taslaginda bu aksakliklarin giderilmesini ümit ediyoruz.

Tasarimlarin korunmasi bakimindan hukukumuzda kümülâtif koruma ilkesinin benimsenmis olmasi, yerinde bir düzenlemedir. Bununla birlikte, ilkenin nasil uygulanacagi ayri bir sorundur. Üzerinde durulmasi gereken diger bir husus da ilkenin herhangi bir istisnaya yer vermeden uygulanmasi tasarim korumasinin amaciyla bagdasmadigidir. Özellikle süresi dolan tasarimlarin haksiz rekabet hükümlerine göre korunmasi, tasarim korumasindaki amaçla çelisir. Çünkü bu halde kanun koyucunun, uzun vadede rekabet ortamini saglama yönündeki amaci gerçeklesmeyecegi gibi, söz konusu alanda hak sahibi süresiz bir tekellesme imkâni bulacaktir. Bu durum da fikri mülkiyet korumasinin ruhuna aykiridir.

Türk Hukukunda tescilsiz tasarimlarin genel hükümlere tabi oldugu düzenlemesi eksik bir düzenlemedir. Gerçekten, bu atiftan tescilsiz tasarimlarin özellikle haksiz rekabet hükümleri çerçevesinde nasil korunacagi hususu belirsizlik yaratmaktadir. Nitekim mahkeme uygulamasinda farkli yöndeki kararlar bunun açik bir kanitidir. Bu nedenle bir an önce tescilsiz tasarimlarin hangi sartlarda ve ne kadar süreyle koruma görecegi mevzuatla düzenlenmelidir.
E-Mail: csuluk@fikrimulkiyet.com | Web Site: www.fikrimulkiyet.com

 

Son Düzenleme 1/19/2008 
 
   ARŞİV  |  DOĞAL TAŞLAR  |  YAYINLAR  |  ÜYELER  |  ENGLISH  |  LOGO BANNER
© 2004 - TAKI TASARIMCILAR PORTALI